AZ GİTTİK, UZ GİTTİK, “2008 ENERJİ VERİMLİLİĞİ YILI”NI, ÇOK VERİMSİZ KULLANDIK...

Arif Künar
Elektrik-Elektronik Mühendisi
EMO Enerji Verimliliği Komisyonu

Sayın Enerji Bakanı, 26 Temmuz 2008 Cumartesi günü Enerji Bir Sendikası”ın Ankara da düzenlediği “Enerjide Neredeyiz” toplantısında yaptığı konuşmada, yine her zamanki iyimserliği ve heyecanı ile “ülkemizde enerji krizi olmadığını, beklenen olası krizi iyi yöneterek çözdüklerini, bütün enerji yatırımcıların sıraya girdiklerini, geçen beş yılda altyapıyı hallettiklerini, artık hükümet olarak atağa geçtiklerini” anlattı.

Hatta yaptığı hesaplardan sonra, en az iki Keban kadar enerjiyi verimli lambaları, verimsizlerle değiştirerek, iki Keban kadar enerjiyi A sınıfı beyaz eşya kullanarak, iki Keban kadar enerjiyi enerji verimli motorlar kullanarak, iki Keban kadarını da termal kameralarla saptanacak olan binalardaki yalıtımların iyileştirilmesiyle, kısa sürede yaklaşık sekiz adet Keban Hidroelektrik Santralı”nın ürettiği elektriğin sağlanabileceğini belirtti. Arkasından da, “1 dolarlık enerji verimliliği yatırımı, 4 dolarlık yeni enerji yatırımına karşılık gelmektedir” diye ifade etti.

“Rüzgarımızdan 2020 ye kadar minumum 20 000 MW elektrik elde edeceğimizi, 2030 da da 40 000 MW ve güneşten de geçen yıl harcadığımız elektiriğin tam iki katını üretebilecek potansiyelimizin olduğunu” uzun uzun anlattı. Petrol ve kömürün fiyatlarındaki hızlı artışlar ve güneş pillerindeki fiyat düşüşlerinden dolayı, 2011 yılından sonra artık güneşten elektrik üretmenin ekonomik olacağını, ülkemizin de bu konuda çok şanslı olduğunun altını çizdi. Artık “esen yelden, akan sudan” daha fazla enerji elde edileceğini söyledi.

Yeniden revize edilen ve sayın Cumhurbaşkanı tarafından da onaylanan EPDK yasasına göre de vatandaş, 500 kilowatt-saate kadar şirket kurmadan, lisans almadan elektrik üretebilecek, ihtiyaç fazlası elektriği devlete satabilecek. Bir evin ortalama elektrik ihtiyacının 3-4 kilowat saat olduğu dikkate alındığında, bir vatandaş, güneş piliyle 30-40 daireli 4 apartmanın ihtiyacını karşılayabilecek.

Bu “müjdeleri” söyledikten sonra ve artık Kyoto”yu imzalayacağını bütün dünyaya deklere eden Hükümet olarak, sözü yine nükleer ve kömür santrallarına getirdi. Eğer gerçekten Hükümet ve sayın Bakan samimi ise ve yenilenebilir enerji kapasitemiz bu kadar büyük ise, niye ısrarla hala nükleer ve kömür santralları peşinde koşulduğunu anlamak gerçekten çok zor.

Sayın Bakanı dinlayince, enerji verimliliği potansiyelimizle ilgili hesaplar ve yenilenebilir enerji söylemleri kulağa çok hoş geliyor. Ancak, sayın Enerji Bakanımızın bu yıl ilan ettiği “enerji verimliliği” yılının 3. çeyreğine girdiğimiz bu aylarda, maalesef enerji verimliliği adına henüz hiçbir şey yapılmamış ve 1 kw-saat verimlilik bile sağlanmış değildir. Yenilenebilir enerji olarak güneş fotovoltaik kurulu gücümüz yaklaşık 2 MW, rüzgardan ise yıl sonunda ancak 430 MW olabilecektir. Yani mevcut kurulu gücümüzün nerdeyse ancak yüzde 1 ine yaklaşmış olacaktır, güneş ve rüzgar enerjisi yatırımlarımız.


DAĞ, FARE DOĞURMUŞTUR.

Nisan 2004 yılında “Türkiye Enerji Verimliliği Stratejisi”, 2 Mayıs 2007 de “Enerji Verimliliği Kanunu” büyük bir heyecan ve umutlarla çıktı ve arkasından da, bu yıl başlarında kamuda uygulanmak üzere “Başbakanlık Enerji Verimliliği Genelgesi” yayınlandı. Tüm yurtta “ENVER Projesi” başlatıldı. Ancak 2 Mayıs 2008 de yayınlanacağı deklere edilen “Enerji Kaynaklarının ve Enerjinin Kullanımında Verimliliğin Artırılmasına İlişkin Yönetmelik“ hala yayınlanamadı. Neredeyse bu yönetmeliğe endekslenen, hiç bir somut iyileştirme ve gelişme, altyapı çalışması, enerji verimliliği danışmanlık firmalarının kurulması, yetkilendirilmesi, etütlere başlanabilmesi, kamunun enerji verimliliği yatırımlarına, etütlerine başlaması gerçekleşemedi.

Yıllarca Türkiye ve özellikle Hükümet son 5-6 yıldır “enerjisini” boşa harcadı ve çok “verimsiz” kullandı. Oysa artık ülkemizin ve işverenlerin, işletmecilerin, tüketicilerin, vatandaşların cebinden, otomatiğe bağlanan zamlarla hergün daha fazla para çıkmaktadır. Gelirlerinin önemli bir kısmını elektrik, doğalgaz ve fueloile harcamaktadırlar. Kaybedecek bir saniye zamanımız kalmamıştır ve ayrıca sürekli ötelenen, uygulanamayan yasa-yönetmeliklere göre mucizeler olması ve sayın Bakanın “iyimser” hesaplarının tutması pek mümkün değildir.

Hepimiz aynı gezegende, ülkede yaşadığımıza göre, hem sürekli artan enerji fiyatlarından hem de “iklim değişikliğine” yol açan sonuşlarından kurtulmak için hızlı hareket etmeliyiz. Peki ne yapmalıyız...

TOPYEKÜN “ULUSAL ENERJİ VERİMLİLİĞİ SEFERBERLİĞİ” ACİLEN BAŞLATILMALIDIR.

Neler yapılması gerektiğini ve ne sonuçlar elde edilebileceğini başlıklar halinde sıralarsak,

- Ülkemizin en önemli sorunu olan enerji krizini, en kısa ve ucuz yoldan hızlıca çözmek için, devletimizin bütün dikkat, çalışma, altyapı, kapasite, personel, yatırım, teşvik mekanizmaları “enerji verimliliği” üzerine odaklanmalı ve yoğunlaştırılmalıdır. Bekleyen ikincil mevzuatlar ve gönüllü-teşvik mekanizmaları birgün bile gecikmeden hemen çıkarılmalıdır.

- Ülkemizde “enerji verimliliği”nin oluşturulması ve geliştirilmesi için görevli olan “Enerji İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü”, gerçekten çok dar ve kısıtlı kadrosu ile, ama çok büyük bir özveri içinde çalışmasına rağmen, maalesef yeterli olamamaktadır. Hem “Enerji Verimliliği Yönetici Eğitimi” verilmesi, mevzuatların hazırlanması, bunların halka yayılması, örnek etütlerin yapılması hem de yetkilendirilmiş Enerji Verimliliği Danışmanlık Şirketleri tarafından yapılacak olan etütlerin kontrolü gibi birbirinden farklı 3 konuda sorumluluk üslenmiştir. Zaten sayıları çok az olan mevcut tecrübeli kadronun, giderek emekli olmasıyla, kurum ciddi sıkıntılara girmiştir. EPDK oluşumuna, yapılanmasına benzer bir hızlı yapılanma ile, maaşların iyileştirilmesi yoluyla yeni genç kadroların kuruma alınması yolu izlenebilir.

- 2007 yılında enerji ithalatına ödenen 36 Milyar doların, sadece yüzde onu ile 3.6 milyar dolarlık, en azından 1 kereye mahsus 0 kredili teşvik mekanizması geliştirilerek, hem sanayide hem de binalarda yaklaşık 10 milyar dolarlık bir tasarruf sağlanabilir. Zaten her yıl cebimizden çıkan bu 10 milyar dolarlık tasarruf potansiyelimiz, kendini 1-2 yılda geri döndürebilir ve bu para ülkemizde kalır.

- Ayrıca, birçok kredi, finans, hibe kuruluşu – Avrupa Birliği, Kredi ve Yatırım Bankası, Uluslararası Vakıf, Dünya Bankası, UNDP vb.- ülkemize bu konuda destek vermek üzere arayış içindedir. Bu kaynakların bir merkezden yönetilmesi, koordine edilmesi ve doğru-öncelikli projelere aktarılmasının sağlanması gerekiyor. Bu anlamda mevcut “Enerji Verimliliği Koordinasyon Kurulu”nun daha aktif, sık aralıklarla biraraya gelen ve “pratik” olarak ta etkin olabileceği yeni bir yeni yapılanma içine girmesi gerekmektedir.

- Yaratılacak ciddi teşvik-kredi mekanizmaları ve yatırımlarla, yeni bir sektör, birçok yeni istihdam oluşacak, kobi, “Enerji Verimliliği Danışmanlık Firması”, “Enerji Yöneticisi” hizmet vermeye başlayacaktır.

- Bütün dünyada giderek yaygınlaşan ısı pompalarının, çatılarda ve bütün güney cephelerinde binayla entegre kullanılan güneş pillerinin, artık binaların çatılarında kullanılabilen rüzgar türbinlerinin, jeotermal ve biyogaz, trijenerasyon uygulamalarının önünün açılması, teşvik edilmesi, sübvansiye edilmesi acilen başlatılmalıdır.

- Bu “enerji verimliliği” ve “yenilenebilir enerji” yatırımları, sadece dışa bağımlılığın azaltılması ve ekonomik olarak bizlerin daha az enerji parası ödemesinin yanısıra, esas olarak “iklim değişikliği”nin önlenmesi için zaten zorunludur ve kaçınılmazdır.

2 yorum:

Özgürel dedi ki...

güneş pillerinin almanya'da bavyera eyaletinde kullanıldığını gösteren bir belgesel izledim. insanlar emekli olduklarında düşen gelirlerini telafi etmek için evlerinin çatısına fotovoltak pil taktırıyor, böylece elektrik enerjisini uzun vadede çok ucuza elde ediyorlar. iki sorum olacak:
1- Türkiye'de böyle bir uygulama yapmak için, sözkonusu güneş pillerinin ithal edilerek şahıslara satılması neden düşünülmüyor? Elbette devletin yatırımlarını yenilenebilir enerjiye yöneltmesi için de baskı grupları oluşturulmalı ama iş sadece devlete kalırsa, dillere destan Türk bürokrasisi sayesinde 50 yılda bir arpa boyu yol alınmaz gibime geliyor.
2- Elektrik mühendisi bir tanıdığım photovoltaik pillerle elde edilen enerjinin sadece aydınlatma ve tv-radyo gibi araçları çalıştırmak için kullanıldığını, buzdolabı, çamaşır makinesi için kullanılmadığını yazdı. Bu doğru mu, yoksa yeni teknolojik gelişmeler var mı?

Cise Unluer dedi ki...

Yazilariniz cok guzel, severek okuyorum. Surudurlebilir yasam uzerine cok guzel bir baska blog:

www.ciseunluer.blogspot.com

tavsiye ederim, her konuda bir cok bilgi iceriyor.